logo

10 Eylül 2018

Sabri Şenel “Bize Ne Oluyor? Biz Neden Milli Olmakta Yetersiz Kalıyoruz?”

Deneyimli siyasetçi ve iş adamı Sabri Şenel gündeme dair gazetemizin sorularını yanıtladı.

Ülkemizin içerisinde bulunduğu son derece hassas konularla ilgili gazetemize çarpıcı açıklamalarda bulunan deneyimli siyasetçi ve işadamı Sabri Şenel, “Her şeyi devletten beklemek ne kadar doğalsa bir o kadarda yanlış” dedi. Millileşme adına önemli bilgiler veren Şenel, “Bugün içerisinde bulunduğumuz süreçte millet olarak, sade vatandaş olarak hepimize çok büyük görevler düşmektedir. Bu bağlamda hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Bilindiği üzere her zaman olduğu gibi son yıllarda dünyanın birçok yerinden Emperyalist Siyonist sömürgeci güçler ülkemizi ve milletimizi devletinizi zayıf düşürüp sömürgeleri altına almak için sinsi bir şekilde her yolu deniyor. Bu gerçekleri görmemek anlamamak mümkün değil, bugün geldiğimiz nokta, bize çok şey hatırlatıyor yaklaşık 1 asır önce ecdadımızı Osmanlıyı ortadan kaldırmak için yedi düvel nasıl üstümüze geldiyse bugünde onun benzeri yapılmak isteniyor. Bu gerçeği bir kere görmeliyiz. Tüm hesabımızı kitabınızı ona göre yapmalıyız.”

“Bilindiği üzere dünyanın başının belası dünyayı sömürgesi altına almak isteyen bir Amerika Birleşik Devletleri var. Bir de sözde Birleşmiş Milletler var. Aslında dünyaya hükmeden bu sözde Birleşmiş Milletlerin adını değiştirmek gerekir. Çünkü Ne Amerika ne de Birleşmiş Milletler esasen yapması gereken aslı görevini yapmıyor. Zayıf ülkelerin üzerine çökerek tamamen kandan besleniyor. Bu konuda örnek vermek gerekirse çok uzaklara gitmeye gerek yok. İşte Afganistan, Lübnan, Libya, Somali, Yemen… Komşularımız Irak, Suriye kanayan yaramız Filistin’de durum ortada. Bugün komşumuz ve bir İslam ülkesi olan Suriye’de 7 yıldır süren iç savaşın bilançosu ortada. Kimin eli kimin cebinde? Kim kimle niçin savaşıyor belli değil. Her zaman olduğu gibi olan yine garip, gurebaya Müslüman kardeşlerimize soydaşlarımıza oluyor. Açıkçası savaşın nedenini bile bilen çok az. İşte Emperyalist Siyonist güçler daha çok bu şekilde dünyadaki zayıf ülkelerin kanını emerek yaşıyor ve servetine servet katıyor.”

BİR OLUR, BİRLİK OLURSAK KİMSE BİZİM BİLEĞİMİZİ BÜKEMEZ!

Sözlerine öyle devam eden Şenel; “Esas konumuza gelecek olursak milli olmak millileşmek gücümüzü muhafaza etmek yüzde 100 millileşmek güçlü olmak düşmanın belini bükmek. Bizler gerçek anlamda bir olur, birlik olursak kimse bizim bileğimizi bükemez. Ancak çok acıdır ki dönüp bir etrafımıza baktığımızda çok acı gerçeklerle karşı karşıyayız. Bize ne oluyor? Biz ne yapıyoruz? Biz neden milli olamıyoruz? Ben buradan gazeteniz aracılığıyla tüm vatansever insanlara sesleniyorum. Eskiye oranla devletimizin savunma sanayinde güçlendiği son yıllarda bizlerde elimizi taşın altına koyarak, tüketmeye değil üretmek için çaba gösterelim. Çünkü bugün aldığımız her şey ithal, her şey yabancıların. Bu konuda örnek vermek gerekirse? Sabah kalktın tuvalete gittin tuvalet kâğıdın ithal, lavaboya geldin kâğıt havlun ithal. Tıraş oldun, Gillette tıraş kremi ve tıraş bıçağı Mach3 ithal.

Soframız, yabancı şirketlerin kontrolünde artık. Yabancılar etimizi, sütümüzü, suyumuzu, unumuzu, yağımızı, tavuğumuzu, yumurtamızı, çayımızı, meyve ve sebzelerimizi neyimiz varsa ambalajlayıp bize satıyor. Bir bardak su içeyim dedin. Bütün sular Nestle, Coca Cola, Pepsi ve Danone’ye ait. Hayat su Danone’nin, Damla Su Coca Cola’nın, Erikli Nestlenin, Aqua ise Pepsi’nin, Sırma Su, Japon Dydo Drinco Grubu’nun, Kahvaltıya oturdun. Nutella ithal, çay içersen Lipton, kahve içersen Nescafe ithal, Ferrero Türkiye’nin yerli fındık piyasasını yönetiyor. Ferrero Nutella İtalyan ya da Unilever Lipton İngiliz ve Hollanda yabancı marka, Yörsan, Dubaili Abraaj Group’un, Bim’in pazarladığı meşhur Dost Süt Ve Süt Ürünleri ve Ülker markasıyla üretilen süt, ayran, yoğurt, peynir markaları Fransız gıda devi Groupe Lactalis’in, margarin ve sıvı yağ sanayinin yüzde 90’ına yakını İngiliz Hollanda ortaklığı Unilever’in,

Evine biraz alışveriş yapayım dedin, balık; Norveç, Fas, İspanya’dan, nohut; Meksika, Hindistan, ABD, Arjantin’den, elma;  Şili, sarımsak;  Çin’den, kavun, karpuz ve kuru soğan;  İran’dan, kuru fasulye; ABD, Kırgızistan, Kanada, Peru, Etiyopya, Mısır, Bangladeş ve Çin’den, kereviz; İspanya’dan, et; Çek Cumhuriyeti, Fransa, Sırbistan, Brezilya’dan, bezelye; Rusya Federasyonu, ABD, Kanada, Macaristan ve Almanya’dan, ithal.” dedi.

MİLLİ SANAYİSİNİ KURAMAYAN TOPLUMLAR ASLA ÖZGÜR OLAMAZ

“Hastalandın yeni açılan şehir hastanelerine ya da her zaman tedavi olduğun hastaneye gittin. MR cihazı, röntgen, tomografi gibi tıbbi görüntüleme cihazları, ameliyathane ve solunum cihazları, radyo terapi sistemleri, fizik tedavi cihazları, işitme cihazları, optik cihazlar, protezler, ortezler vb. hep yabancı, hep ithal. Dükkân kiraları, ev kiralarının çoğu dövizle, bazı satılan binalar yine dövizle, Yabancıların istediği gibi tam bir tüketim toplumu olduk. Döviz kurlarında en ufak bir artış olsa bunların hepsi yedek parçasıyla birlikte artıyor.

Peki, o zaman TL ile aldığımız maaşlarla bu döviz ödemelerini nasıl yapacağız, nasıl geçineceğiz? Bizler üretmez isek nasıl kazanacağız? Cari açığı ve işsizliği nasıl önleyeceğiz? Tüm bunları önlemek için, yabancılara bağımlı olmamak için mutlaka milli sanayimizi kurmamız, ithalatı durdurmamız gerekiyor. Yoksa tüketim denizinde boğulacağız.

Artık ülkeler savaşla değil, ekonomik olarak malları ile ülkeleri ele geçiriyor. En kritik sanayi ve bankalarını ele geçiriyor. Milli sanayisini kuramayan toplumlar asla özgür olamaz, ancak gelişmiş toplumların hizmetçisi olurlar. Ey 30 ağustos ruhu çık ortaya artık…”

 

 

 

 

Share
176 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+10 = ?